İdris KADIOĞLU

Dicle Üniversitesi Ziya Gökalp Eğitim Fakültesi

Anahtar Kelimeler: Dinleme, Abdullah Bosnevî, Mevlânâ, Mesnevî Şerhi.

Dinleme becerisi, anlama teknikleri ve iletişimin temel konularından biridir. Anlamak için dinlemek ne kadar önemliyse, iletişim kurmak için de o denli değerli ve kıymetlidir. Kur’an-ı Kerim “oku” emriyle, manevi bilgi hazinesi Mesnevî ise “dinle” hitabıyla başlamaktadır. Eğitimciler anlamak için okuma ve dinlemenin şart olduğunu, bu ikisi olmadan tam öğrenmenin gerçekleşmeyeceğini her fırsatta dile getirmektedir. Dinleme konusu çoğunlukla Türkçe eğitimi kitaplarında bir bölüm olarak yer almaktadır. Son zamanlarda konuyla ilgili çok sayıda akademik çalışma yapılmış ve yayımlanmıştır. Dinleme eğitimi/becerisi ile ilgili kaleme alınan müstakil Türkçe kitap yayınlarından bazıları şunlardır: (Akçay, ed. 2018); (Aytan, ed. 2022); (Benzer, 2021); (Doğan, 2022); (Kardaş, ed. 2020); (Karagöl, ed. 2021); (Özbay, 2009)… hem bu kitaplarda hem de Türkçe eğitimi kitaplarının anlama teknikleri (dinleme) bölümlerinde dinleme becerisi her yönüyle (teoriden uygulamaya) ele alınmış ve işlenmiştir.

Bu konuyu farklı ilmî çalışmalarda, çok sayıda araştırmacı değişik perspektiflerden ele alarak değerlendirmiştir. Örneğin: “İletişimin en yaygın aracı konuşma; konuşmanın da malzemesi sözlerdir.” diyen Yeniterzi, bir söz sultanı olan Mevlâna’nın Mesnevî’de söylemeye ve dinlemeye dair ilginç tespitlerde bulunduğunu dile getirmektedir (Yeniterzi, 2007). Temel dil becerileri açısından Ahmed-i Dâî’nin Vasiyyet-i Nûşirevân mesnevîsini inceleyen araştırmacılar, bu mesnevide üzerinde sıklıkla durulan iki beceriden birinin “dinleme” olduğunu tespit etmişlerdir (Kavruk ve Sönmez, 2010, s. 193). Konuyla ilgili yazılan bir makalede bizim de bu çalışmada tespit ettiğimiz bir husus şöyle ifade edilmiştir: “Mevlânâ öğrencinin iyi bir dinleyici olmasını istemektedir. Ona göre ‘Yücelik söz söylemede değil, dinlemekte aranmalıdır.’ Mevlânâ’ya göre ‘Öğretmenin heyecanı ve şevki, öğrencisinin azmindendir.’ Bu ifadelerden derse kendini veren ve sürekli öğrenme isteği bulunan öğrencinin öğretmenini motive ettiği anlaşılmaktadır.” (Doğan, 2014, s. 354).

Yapılan akademik bir çalışmada Mevlânâ Celaleddîn-i Rûmî’nin Fihi Ma Fih’indeki okuma, yazma, konuşma ve dinleme becerileriyle ilintili ifadeler tespit edilmiş, dinleme becerisiyle ilgili tesbit edilen 177 madde değerlendirmeye alınmıştır (bk. Ünal, 2019). Başka bir makelede hem bireyin kendi kendini yönetmesi hem de kamu yönetimi açısından Mesnevî’nin günümüze ışık tuttuğu, üzerinde durulması gereken yöntemlerden birinin “dinleme” olduğu vurgulanmıştır (bk. Uzun, 2020, s. 48).

Bu çalışmanın temel amacı, Şerh-i Cezîre-i Mesnevî’nin (ŞCM) 119 beyitten oluşan dinlemeyle ilgili bölümünün tashihli sağlam tam metnini ortaya koymak, beyitlerin dil içi çevirisini yaptıktan sonra elde edilen bulguları yorumlamaktır. Aşağıda dinleme becersisi, Abdullah Bosnevî ve ŞCM üzerinde durulmaktadır. Amacımız dinleme becerisi açısından çok önemli malzeme içeren Mesnevi’nin manzum şerhlerinden birini incelemektir. İncelediğimiz eserin ilgili bölümündeki yaklaşımların öncelikle Mesnevi şerhleri üzerinde çalışma yapan araştırmacılara, sonra dinleme becerisi üzerinde çalışanlara önemli ölçüde referans olacağı öngörülmektedir.

Abdullah Bosnevî ve Eseri

Abdullah Bosnevî, Hacı Bayram Velî (öl. 1430) halifelerinden Göynük’te medfun Bursalı Bıçakçı Ömer Dede (öl. 1475) tarafından şubelendirilen Bayramiye melamiyesine bağlı kâmil bir şeyhtir. İlk eğitimini doğum yeri olan Bosna’da aldı. Yüksek tahsilini ise İstanbul’da tamamladı. Tahsil hayatından sonra Bursa’ya giderek Bursalı Şeyh Hasan Kabaduz’a (öl. 1601) intisap ederek meratibini tamamladı. Daha sonra Mısır’a ve 1636’da Hicaz’a giderek hac farizasını yerine getirdi. Dönüşte Şam’a uğradı ve Muhyiddîn-i Arabî’nin (öl. 1240) türbesi yakınlarında inzivaya çekildi. Orada bir müddet kaldıktan sonra Konya’ya gitti. Burada Sadreddîn-i Konevî (öl. 1274) ve Mevlânâ’nın türbelerini ziyaret etti ve Konya’da ikamet etti. Bu şehirde 1644’te vefat etti ve vasiyeti üzere Konevi’nin yakınına defnedildi.[2] “Hâzâ kabru garîbu’llahi fi arzıhî ve semâihî Abdullah el-Bosnevîyyü’r-Rûmiyyi’l-Bayrâmî” ibâresinin seng-i mezarlarına yazılması vesâyâ-yı ‘ârifâneleri cümlesinden oldığı Müstakim-zâde merhûmun Ahvâl-i Melâmiyye-i Bayrâmiyye ismindeki eserinde mezkûrdur.” (Bursalı, 1333, s. 43 vd.) Bu ifadelerinden de anlaşıldığı gibi Abdullah hem Bosnevî hem Rumî, hem de Bayramî olup bu ibare vasiyeti üzere mezar taşına da yazılmıştır. Bosnevî, Muhyiddin Arabî’nin Füsûsu’l-Hikem isimli eserine yaptığı şerhten dolayı Şârih-i Füsûs olarak şöhret bulmuştur. Bu şerh basılmıştır. Osmanlı Müellifleri’nde müellifin altmış tane eserinin adı geçmektedir.

Abdullah Bosnevî’nin 1038/1628’de yazdığı bu eserin adı girişte, Şerh-i Manzûm-ı Cezîre-i Mesnevî olarak geçmektedir. 9097 beyitlik bu eser bir giriş ve otuz üç bolümden oluşmaktadır. Mevlânâ’nın Mesnevî’siyle aynı vezinde (fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün) te’lif edilmiştir. Bosnevî, eserine hamdele ve salvele ile başlamakta Yûsuf Sîneçâk’i Mevleviler içinde kâmil ve ârif-i billah bir “sahib-i şuhûd” olarak övmektedir. Onun Mesnevî’nin altı cildinden 366 beyit seçerek hoş bir kitap meydana getirdiğini, İlmî Dede adında kâmil bir Mevlevi’nin de bu eseri nesir olarak hem şerh hem de tercüme ettiğini belirttikten sonra kendisinin de bu güzel eseri nazmettiğini söylemektedir. (Güleç, 2004, s. 6; Bankır, 2005, s. 162 vd.)

Abdullah Bosnevî eserini Sultan 4. Murad (1623-1640) döneminde kaleme almıştır. Hâtime’de:

Ḫân Murâd’uñ devletinde oldı naẓm
İtmeye kimse bu naẓmı ḳadḥa ʻazm

“Bu eser, Sultan Murad Han devrinde manzum olarak şerh edildi. Bu nazmı kimse eleştirmeye yeltenmesin” ifadesini kullanmakta ve yazılış tarihi bilgisine yer vermektedir.

Bosnevî, şerh tekniği olarak nazmı tercih etmiştir. Eser manzum bir şerhtir. Başta Mesnevî’den ilk on yedi beyit şerh edilmiş, ardından Sîneçâk’in konulara göre seçtiği beyitler izah edilmiştir. Şair, Farsça beyti verdikten sonra önce beytin tercümesini yapmakta, ardından beyti açıklamaktadır. Şerh kısmındaki beyit sayıları değişiklik arz etmektedir.

Tasavvuf eğitimi ve Mevlevi süluku için, Cezîre-i Mesnevî (CM) önemli bir başucu kitabıdır. Tarikatin, özellikle Mevleviliğin adab ve erkânını, adabımuaşeretini derviş ve müritlere öğretmek için hazırlanmış bir özellik taşımaktadır. “Dibacede yazılanlardan da anlaşıldığı gibi, Cezîre, özellikle Mevleviliğe giren dervişlerin okuması için yazılmıştır. Cezîredeki konu başlıklarına bakıldığında fark edileceği üzere tamamen bir dervişin dikkat etmesi ve bilmesi gereken öncelikli konular yer almaktadır. Bu hâliyle eser Mesnevî’ye giriş özelliği de taşımaktadır. Dolayısıyla Cezîre, Mesnevî’den rast gele seçilmiş beyitlerden oluşmamaktadır. Beyitler arasında mana bakımından bir ilişki düşünülmüş olduğundan yeni bir eser gibi kabul edilmiştir. Bununla birlikte bir derleme olduğu da unutulmamalıdır.” (bk. Güleç, 2004, s. 2)

Cezîre-i Mesnevî ve Şerhleri

On altıncı yüzyılda yaşamış, Mevleviyye yolu büyüklerinden biri olan Yûsuf Sinâneddîn Rumeli’deki Vardar Yenicesi’ndendir. 1546 (H 953) senesinde İstanbul’da vefât etmiştir. Sîneçâk Yûsuf Baba diye bilinmektedir. Mevleviyye yoluna mensûb olduğu için Mevlevi nisbesiyle de bilinir. Mesnevî’nin altı cildinden 366 beyit seçerek bir kitap meydana getirmiştir. Sîneçâk’in CM’si değişik tarihlerde farklı şair ve nasirlerce şerh edilmiştir. Eserle ilgili üçü mensur, ikisi manzum olmak üzere toplam beş şerh yazılmıştır[3] . Bu eserlerin adı, şerh edeni, yazılış tarihi, şârihinin mensubiyeti, biçimi aşağıdaki tabloda bir arada sunulmuştur.

“Cezîre-i Mesnevî ve Şerhlerine Göre Mevlevî Sülukü” başlıklı bir doktora tezi hazırlayan Ali Çoban, yukarıda adları verilen beş adet CM şerhine göre Mevlevi sülukü üzerinde durmuştur. Tezde CM ve şerhlerinin şekil ve muhtevası üzerinde ayrıca durulmuş bu bağlamda CM’nin konu başlıkları çıkarılmıştır (bk. Çoban, 2014, s. 76-77). Sîneçâk ve Bosnevî’nin eserlerindeki konu başlıkları karşılıklı olarak incelenmiştir. Sîneçâk’in CM’sinde otuz beş, Bosnevî’nin şerhinde ise otuz üç konu başlığı bulunmaktadır. CM’deki “Der beyân-ı tâlibân ki ez ilm-i ilâhî be-âlem-i sun‘ üftâde end ber mûceb-i hubbu’l-vatan mine’l-îmân ve vatan-hâ-yı aslî-i hod mî-talebend” ve “Der beyân-ı terk-i dünyâ” başlıkları Bosnevî şerhinde yer almaz. “Der beyân-ı bîderkî-i müstemi‘ân= Anlayışsız dinleyiciler hakkında” başlığı hem CM, hem de ŞCM’deki ikinci sıradadır.[5][6][7][8]

Cezîre-i Mesnevî’nin Manzum Şerhi[9]

Çalışmanın bu bölümünde “Der beyân-ı bî-derkî-i müstemi‘ân” başlıklı bölüm üzerinde durulmuştur. Eseri daha iyi tanımak ve anlamak için önce eserin giriş bölümünden 28 beyit verilmiş, sonra konumuzla ilgili bölümdeki beyitlerin tamamı günümüz Türkçesine çevrilerek aktarılmıştır. Böylece ŞCM’nin el yazması nüshalarına müracaat edilerek elde edilen bu metinde daha önceki okumalarda görülen hatalar tashih edilmiştir. Eserin hatime bölümündeki 28 beyit verilmiş, bu bölümdeki beyitlerden yola çıkarak eser ve müellifi hakkında önemli bilgilere ulaşılmıştır. Metinler sunulduktan sonra “dinleme” ile ilgili terminoloji üzerinde tahlîlî bir değerlendirme yapılmıştır.

ŞERḤ-İ MANẒÛM-I CEZÎRE-İ MEŠNEVÎ[10]

DER-BEYÂN-I BÎ-DERKÎ-İ MÜSTEMİʻÂN[13][14][15]










ḪÂTİME (28 Beyit)[30]

“Dinleme”yle İlgili Terminoloji: Burada, dinlemeyle ilgili terminoloji üzerinde durulmaktadır. ŞCM’nin birinci bölümünde “dinleme ve konuşma” ile ilgili Türkçe terminoloji dikkat çekici yoğunluktadır. Bu bölümde şair, iletişimin temel ögelerinden biri olan “Dinleyici” ile ilgili on, “Konuşmacı” ile ilgili altı farklı kelime kullanmıştır. Arapça kökenli “müstemi” ile birlikte aynı manayı çağrıştıran “dinleyici”, “çekici”, “emici”, “içici” kelimelerini kullanmıştır. Aynı şekilde “konuşmacı”yla ilgili olarak da Arapça kökenli “hatip, nâsih, vâiz” kelimeleriyle birlikte aynı manadaki “diyici, söyleyici” terimlerini kullanmak suretiyle anlatımı güçlendirmiş, üslubu renklendirmiştir. “Müstemi diyiciyi söyletdürür” mısrâı şairin konuyla ilgili en veciz ifadelerinden biridir.

ŞCM’nin bu bölümünde, modern iletişim çarkının ana unsurları olan “kaynak”, “mesaj” ve “alıcı” ilgili kelime kadrosu şöyledir:[31]

Dinlemeyle İlgili Ana Temalar

Beyitlerde dinleme adabıyla ilgili anahtar kelime ve ana temalar şöyledir:

Değerlendirme

Bosnalı Abdullah ŞCM’nin giriş bölümünde eseriyle ilgili özetle şu bilgileri vermiştir: “Mevlevî âlimlerden Yusuf Sîneçâk, Mesnevî’den 366 beyit seçmiş ve konularına göre tasnif etmiştir. Adı beyt (ev) ama her biri âdeta büyük bir şehir, ismi damla ama her biri sanki bir ulu nehirdir. Mana eri Sîneçâk oluşturduğu esere Cezîre-i Mesnevî adını koymuştur. Mesnevî bir okyanustur, Cezîre o okyanusta bir ada; Mesnevî bir ney’dir, Cezîre o neyin sedasıdır. (Bizden önce İlmî adlı âlim bir zat onu mensur şerh etmişti.) Biz de manzum olarak şerh ve beyan ettik. Gönle safa vermesi için nazım tekniğini kullandım ve güzel bir şerh yazdım. Mesnevî’deki sırların lütfuna mazhar olmuş olan bu fakir yani Bosnalı Abdullah, çoğunlukla ilmini ortaya koymamış, ilham olarak keşfettiği hakikatleri kaleme almıştır.”

Eserin anlayışsız dinleyicilerle ilgili bölümünde Cezîre-i Mesnevî’den seçilen 8 beyit Bosnevî tarafından 119 beyitle manzum olarak şerh edilmiştir. İzah edilen beyitlerde dinlemeyle ilgili ana tema ve konular özetle şöyledir:

1/18.

Ey dirîġâ sende ṣaġmaḳlıḳ ola
Siflîden aʻlâya aġmaḳlıḳ ola

Bosnevî bu beyitle Mevlânâ’nın beytini şerhe başlamış, ilmi süte benzeterek dinleyicide sağma kabiliyetinin olması gerektiğini vurgulamıştır. Gönül şerhine herkes tahammül edemez. Gönlün izahına tahammül etmek her kişinin değil, er kişinin kârıdır. Bu bölümde temsilî anlatım tarzı dikkat çekmektedir. Tahammül noktasında anka, havâssı; karga, serçe, peşşe de avâmı temsil etmektedir. Ark ve su örneğindeki gibi, muhataba kapasitesi kadar yükleme yapabilirsin, fazlası zarardır. Modern eğitimde de öğrencinin kapasitesine göre yükleme yapılabilir, fazlası zarardır.

1/19.

Kim bu sözler südi cânda sed durur
Çekicisiz cân memesinde ṭurur

Beytiyle şerhe başlayan Bosnevî, sözleri can memesinin sütüne benzetmektedir. Sütü emecek istekli yavru olmazsa süt kendiliğinden akmaz. Anne sütü muhtaç yavru için ne kadar lüzumlu ve besleyici ise, Rabbanî ilimler ve hikmet de insan için o kadar değerlidir. Açlığını hisseden ve isteyen çocuğa süt verildiği gibi, hikmet de arzu ve istekli olana verilmelidir. Susamış talebe hikmete istekli olabilir. Açlığını hisseden öğrenci söz ve edepten hisse alabilir. Dinleyici gönüllü ve istekli olursa sözden anlar, isteksiz olursa anlamaz.

1/20.

Müstemi‘ çûn teşne cûyende ola
Vâ‘iẓ olsa mürde gûyende ola

Beytiyle şerhe başlayan Bosnevî, dinleyicinin susamış olması gerektiğini vurgulamaktadır. Susamış dinleyici karşısında konuşmacı mutlaka ilmini izhar eder. Dinleyici can kulağıyla dinlemelidir. Hoca göğsündeki söz incisini her zaman çıkarmaz. Anlayışsız dinleyici eşekten farksızdır. Eşeğin kulağına küpe taksan o bunun farkına bile varmaz. Söz incisi insan kulağına yakışır. Dinleyici hakikaten insan olmalı, anlayış sahibi olmalıdır. Tasavvufi anlayışta dört göz vardır. Kafa gözü (iki), kalp gözü ve akıl gözü. “Gözünü dört aç” dikkatli bak, anlamına gelir. Bunun gibi öğrenci dersi dört kulakla dinlemelidir. Kafa kulağı (iki), akıl kulağı ve can kulağı. Dilimizdeki “Can kulağıyla dinle” deyimi çok dikkatli dinle, anlamına gelmektedir. Öğrenci dinlemye istekli ve arzulu ise motivasyona dayalı dinleme gerçekleşir.

1/21.

Çûn şeṭâretle irişe müstemiʻ
Yaʻnî şâd u bî-melâl u müctemiʻ

Beytiyle şerhe başlayan Bosnevî, dinleyicinin konuşmacı karşısındaki tavrının nasıl olması gerektiğini izah eder. Dinleyici şevkli, istekli, arzulu, güler yüzlü, gönüllü olmalı, soğuk olmamalıdır. Dinleyici gerçekten âşık, susuzluktan yanmış olmalıdır. Ney’in anlamlı ses çıkarması için nefes ve parmak ne kadar lüzumlu ise, konuşmacının güzel konuşabilmesi de tamamen dinleyiciye bağlıdır. Şair bu gerçeği veciz bir şekilde şöyle dile getirir:

Müstemiʻ diyiciyi söyletdürür
Nefḫ ü barmaḳ daḳḳı nâyı ötdürür

Yani, dinleyici konuşmacıyı konuşturur, nefes ve parmakların Ney’i öttürdüğü gibi.

1/22-23.

Çûn ḳapumdan gele maḥrem enderûn
Yaʻnî ʻâşıḳ kim żarardandur bîrûn

Beytiyle şerhe başlayan Bosnevî, bu bölümde aşkı öne çıkarır. Ona göre dinleyici samimi olmalı, âşık olmalıdır. Gerçek muhatap, sadık âşıktır. O, sır saklamayı bilir. Evliyanın sırrı mahrem olana açılır, namahrem bu sırra vâkıf olamaz. Âlimin göğsündeki sırlı manaları ehil olan dinleyici ortaya çıkarır. O manalar, nazlı gelin gibidir herkese görünmez, herkes o manaları keşfedemez. Harem ehli olan gerçek dostlar, mana sâkîsinin sunduğu abıhayatı içebilirler. Tasavvufî öğretide müridin öğrenme azmi aşka başlıdır. Aşk olmazsa şevk olmaz, şevk olmazsa marifet artmaz.

1/24.

Çûn kış üzre ḳarġalar ḳurdı otaḳ
Bülbülân yapdı sükût üzre yataḳ

Bu beyitteki mesajlar ve nasihatler daha çok hatip içindir. Gerçek evliya ve sahtesini birbirinden ayırmak gerekir. Burada gösteriş ehli olan ve sözleriyle davranışları birbirini tutmayan müteşeyyıh eleştirilmekte ve kargaya benzetilmektedir. Klasik şiirde olumsuz çağrışım yapan karga, daha çok kış aylarında ortaya çıkmakta çirkin sesiyle durmadan ötmekte, başka hayvanların seslerini bastırmaktadır. Burada gerçek şeyh ise bülbüle benzetilmektedir. Klasik şiirde bülbül, olumlu çağrışım uyandıran bir kuş türüdür. Bahar mevsiminde ortaya çıkması, güle âşık olması, aşkını samimi bir şekilde ilan etmesi ve sesinin güzelliğiyle şöhret bulmuştur. Karga gibi gösteriş meraklısı sahte şeyhler tenkit edilmekte, bülbül gibi gönül ehli samimi evliyaya rağbet edilmesi istenmektedir.

1/25.

Diñleyenler ḫuftedür söz ḳıṣṣa it
Uyanuḳlar cânibine ṭoġru git

Uyuyan dinleyici pasif dinleyici olduğu için konuşmacıya muhatap olamaz. Konuşmacı uyanıklara söz dinletebilir. Bu beyit şerh edilirken “ehl-i dil” ve “münkir” iki dinleyici grubunun özellikleri açıklanmıştır. Ehil olmayan dinleyici genel dinleyicidir, gaflet uykusuna dalmıştır. Onun gönlü dünya sevgisiyle doludur. Ehil dinleyici, gönüllü ve özel dinleyicidir. Bu gruba giren dinleyiciler, her an uyanıktır. Ehil olmayan dinleyici ile konuşmak, suya resim çizmek, toprağa yazı yazmak gibidir.

ŞCM’nin hatime bölümünde şairin ismi Abdî Bosnevî olarak geçmektedir. Eserin H. 1038’de Sultan 4. Murâd Han devrinde yazıldığı hatimedeki tarih beytinden anlaşılmaktadır. Bosnalı Abdî Abullah, eserin hâtime bölümünde özetle şu değerlendirmeleri yapmıştır: “Bu eser, Sultan 4. Murad Han (1623-1640) devrinde manzum olarak şerh edildi. Bu nazmı kimse eleştirmeye yeltenmesin. Kardeşlerimden ve dostlarımdan rica ederim ki bu manzumeyi okudukça bana dua etsinler. Farsça bilmeyenler de anlasın diye eseri Türkçe yazdım. Bu Türkçe mesnevî okundukça Abdî Bosnevî hayırla yâd edilsin. Onu hayırla yâd edenleri Cenab-ı Hak iki cihanda şad eylesin. Nazmım bu sahaya yüksek bir değer kattığı için, “Nazm-ı bî-bedel=1038/1628” tarihiyle son buldu.

Sonuç

Giriş bölümünde de ifade edildiği gibi çalışmanın temel amacı; ŞCM’nin 119 beyitten oluşan dinlemeyle ilgili bölümünün tashihli sağlam tam metnini ortaya koymak, beyitlerin dil içi çevirisini yaptıktan sonra elde edilen bulguları yorumlamaktır. ŞCM’nin dinlemeyle ilgili bir bölümü metin tashihi yapılarak yeniden okunmuş, Bosnevî’nin eserinden “dinleme” konusunun işlendiği bölüm seçilerek incelenmiştir. Bu bağlamda “Şerh-i Cezîre-i Mesnevî” adlı eserdeki tasavvufi yorumlara dikkat çekilmiştir. Mesnevî’den sekiz beyit ve şerhinin incelenmesinden sonra “dinleme, dinleme adabı ve anlama” konularında şu sonuçlara ulaşılmıştır:

1. Talebenin gayesi terakki etmek olmalıdır. Burada gayret, çaba ve çalışmak ön plandadır. Emek veren neticeyi alır, çalışmayan yerinde sayar. Terakki etmek isteyen çaba sarfetmelidir.

2. Anlayışsız dinleyicinin başta kendisi olmak üzere kimseye bir faydası yoktur. İsteksiz dinleyiciye zorla anlatmaya çalışmak, zaman israfıdır. Talebenin anlayışı kıt olmamalıdır.

3. Herkes sır saklayamaz, talebe sır saklayabilmeli, yüksek hissiyata sahip olmalı, dirayetli, tahammüllü olmalıdır. Arkın hacmine göre su verebilirsin, konuşmacı alıcının kapasitesine göre konuşmalı veya muhatap kabını genişletmelidir.

4. Söz, besleyici ana sütü gibidir; çekici, emici yani muhatap ve dinleyici ister. Talebede aşk, şevk ve heyecan eksilmemelidir. Talebe, gece gündüz devamlı murakabede olmalı, âriflerden söz dinlemeli, edep öğrenmelidir. Çünkü söz bilgiyi, edep görgüyü artırır. Öğretimle birlikte eğitim de almalıdır.

5. Talebe, susamış ve istekli olmalıdır. Hoca, istekli dinleyici karşısında her hâlükârda konuşur. Dinleyici zevk ile dinlerse, vaiz şevk ile söyler. Anlamak ve zevkine varmak için, manalar can kulağıyla dinlenmelidir. Dinleyici aşkla dinlerse söyleyici şevkle ilmini neşr eder. İstekli, arzulu dinleyici olmazsa konuşmacı huzursuz olur ve söyleyeceğini unutur. Ey hatip, müşterisi olmayınca mücevheri ortaya çıkarmak doğru değildir, çünkü zayi olur. Öyleyse, söz incisi göğüs kafesinde dursun, dışarı atma. Mücevheri baytara gösterme, kıymetini takdir edemez. Sarrafa göstermelisin. Eşeğin kulağına altın taksan, eşek yine eşektir. Eşeğin kulağına altın küpe takmak abesle iştigaldir. Söz incisi anlayışlı muhatabın kulağının süsüdür. Bu yüzden muhatap anlayışlı olmalıdır.

6. Talebe şen ve mutlu bir yüzle hocaya muhatap olmalı ve sevinçli, gamsız ve toplu hâlde bulunmalıdır. Böylece iletişim gönülden gönle olur ve konuşmacı güzel konuşmaya başlar. Dinleyici soğuk davranmamalı, söyleyicinin sözünü kesip onu zor durumda bırakmamalıdır. Söyleyicinin konuşmasına başlaması için, dinleyicinin şevkli, arzulu istekli ve güler yüzlü olması şarttır. Dinleyicinin cezbezi, çekiciliği galiptir, konuşmacının sözlerini çeker. Nefes ve parmakların “ney”i öttürmesi gibi dinleyici de konuşmacıyı söylettirir. Her zaman suyu cezbeden susuzlardır. Susuzluktan gönlü paramparça olmayanlar suyun kıymetini bilemez. Yemek aç olana verilir. “Müstemi diyiciyi söylettirir” yani konuşmacıyı söyleten, konuşturan da dinleyicidir.

7. Talebe, âşık olmalıdır. Mânen dirayetli olmalı, enaniyeti terk etmelidir. Arkadaş seçimine çok dikkat etmeli, ehil olmalı, sır saklamayı bilmelidir. Hoca da sadık âşık olmalıdır. Keşke âlimler bilgileriyle önce soğuk tabiatlarını, donuk enaniyetlerini eritebilseler sonra ihlâsla hayat suyunu sunabilselerdi. Çünkü nefsini ıslah etmeyen başkasını ıslah edemez.

8. Talebe, uyanık olmalıdır. Uyuyan dinleyiciye söz fayda etmez. Ey hoca, onlara karşı sen de sükût et, sesini yükseltmen anlamsızdır. Ey nasihatçi, hakikati her zaman, her yerde, herkese söyleme. Ehil olmayana, gaflet perdesine dalmışlara evliyanın sırrını açma. Ehil olmayanlara hakikati açıklamak su ve toprağa resim çizmek gibidir. Kış soğuklarının suyu dondurması gibi, söz anlamaz nâ-ehiller de konuşmacıyı susturur.

Sonuç olarak; dinleyici ve konuşmacı ehil, inançlı ve bir olmalıdır. Kalp, ruh, nefis ve aklın da kulağı vardır. İyi bir dinleyici olmak ve etkin dinlemek için kafa kulağı ile dinlemenin yanı sıra kalp, ruh, nefis ve aklın kulağı da açık olmalı ve bu duygular hep birlikte manaya müteveccih olmalıdır. Çağlar üstü bir eser olan Mesnevî’yi günümüz insanının istifadesine sunma yollarını araştırmalı ve bulmalıyız. Bu çalışmayla bizim yaptığımız okyanustan bir damla mesabesindedir. Bu yorumların modern çağda geçerlik ve uygulanabilirliği konusu üzerinde durulmalı ve konu, dinleme eğitimi uzmanlarınca daha detaylı bir şekilde ele alınmalıdır. Bu konuda batıdan yapılan çeviri ve kitaplarda daha çok mesele maddi yönden ele alınmakta ve değerlendirilmektedir. Bu araştırmada anlama tekniklerinin birincilerinden olan “dinleme”yle ilgili olarak Mevlânâ’nın Mesnevî’si ve Bosnevî’nin şerhi bağlamında akıl, ruh ve kalbin hatta nefsin de devreye sokulması gerektiği vurgulanmış ve tam anlamanın gerçekleşmesi için tüm vücutla dinlemenin, manevi duyguları işletmenin ne kadar önemli olduğu vurgulanmıştır.

Kısaltmalar

bk. Bakınız

CM Cezîre-i Mesnevî

ŞCM Şerh-i Cezîre-i Mesnevî

Kaynakça

Akçay, A. (Ed.). (2018). Dinleme / izleme eğitimi. Nobel Akademik.

Alkaya, Y. (2018). Cevrî Hall-i Tahkîkât ve ‘Aynü‛l-Füyûz inceleme- metin (1b-36b). Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli: Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Arslantürk, M. (1996). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî inceleme-transkripsiyon-indeks. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kahramanmaraş: Sütçü İmam Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Aytan, T. (Ed.). (2022). Etkinliklerle dinleme eğitim. Pegem Akademi.

Bankır, M. (2004). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî inceleme-metin-sözlük. 2 Cilt. Yayımlanmamış Doktora Tezi, İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Bankır, M. (2005). Te’lif ve tercüme bir eser: Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Atatürk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi Şinasi Tekin Özel Sayısı, 27, 155-168.

Bankır, M. (2009). Abdullah Bosnevî Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Metin Bankası.

Benzer, A. (2021). Dinleme eğitimi - üst düzey düşünme becerileri ve dinleme stratejilerine dayalı etkinliklerle. Nobel Akademik.

Bosnevî, A. (ts.a). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Yazma No. 3417. Süleymaniye Kütüphanesi Hacı Mahmut Efendi Koleksiyonu, İstanbul, Türkiye. http://www. yazmalar.gov.tr/

Bosnevî, A. (ts.b). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Yazma No. 528. Süleymaniye Kütüphanesi Nafiz Paşa Koleksiyonu, İstanbul, Türkiye. http://www.yazmalar.gov.tr/

Bosnevî, A. (ts.c). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Yazma No. 6854. Gazi Hüsrev Begova Kütüphanesi, Saraybosna, Bosna-Hersek.

Bosnevî, A. (ts.ç). Şerh-i Cezîre-i Mesnevî. Yazma No. 9262. Beyazıt Devlet Kütüphanesi, İstanbul, Türkiye. http://www.yazmalar.gov.tr/

Bursalı, M. T. (1333). Osmanlı müellifleri. Matbaa-i Âmire.

Çoban, A. (2014). Yusuf Sineçak’ın Cezîre-i Mesnevîsi ve şerhleri mukayeseli tahlil. Yayımlanmamış Doktora Tezi, Konya: Necmettin Erbakan Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Demirel, Ş. (2007). Mevlânâ’nın Mesnevî şerhleri. Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, 5(10), 469-504.

Doğan, S. (2014, Mayıs 26-28). Mesnevi’de eğitim yöntemi ve pedagojik yaklaşımlar. Türk Dünyası Bilgeler Zirvesi: Gönül Sultanları Buluşması içinde (s. 345-369). Eskişehir 2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Ajansı (TDKB). http://bilgelerzirvesi.org adresinden alınmıştır.

Doğan, Y. (2022). Dinleme eğitimi. Pegem Akademi.

Güleç, İ. (2004). Türk Edebiyatında Cezîre-i Mesnevî şerhleri. Osmanlı Araştırmaları: The Journal of Ottoman Studies, 14, 159–179.

Güleç, İ. (2009). Dağılmış incileri toplamaya yardım etmek: Şerh tasnifi meselesine küçük bir katkı. Turkish Studies International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic Volume, 4(6), 213-230.

Hidayetoğlu, S. (1986). Cevrî’nin Aynü’l-füyûz adlı eserinin tenkidli metni. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya: Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Kara, M. (1988). Abdullah Bosnevî. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm ansiklopedisi içinde (C 1, s. 87). Türkiye Diyanet Vakfı. https://islamansiklopedisi.org.tr/ abdullah-bosnevi adresinden alınmıştır.

Karabey, T., Vanlıoğlu, M. ve Atalay, M. (1996). Şeyh Gâlib Şerh-i Ceziretü’l-Mesnevî. Atatürk Üniversitesi.

Karagöl, E. (Ed.). (2021). Yabancı dil olarak Türkçe öğretiminde dinleme becerisi. Pegem Akademi.

Kardaş, M. N. (Ed.). (2020). Dinleme eğitimi. Pegem Akademi.

Kartal, A. (1994). Bursa’da Bosnalı bir Melami Abdullah Bosnevî. Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 6(1), 297-311.

Kavruk, H., & Sönmez, H. (2010). Ahmed-i Da’i’nin Vasiyyet-Name-i Nuşirevân’ındaki eğitici değerler. Değerler Eğitimi Dergisi, 8(20), 171-199.

Mengüç, H. T. (2005). İlmî Mehmed Dede’nin Cezîre-i Mesnevî şerhi. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul: Fatih Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Özbay, M. (2009). Anlama teknikleri II. dinleme eğitimi. Öncü Kitap.

Rûmî, M. C. (666/1268). Mesnevî-i Ma‘nevî (Far.). ganjoor.net: https://ganjoor. net/moulavi/masnavi/ adresinden alınmıştır.

Sakarya, S. (2018). Cevrî ve ʻAynü’l- Füyûz inceleme- metin (37a-70b). Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli: Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Tatlı, B. (2005). Fusûsu’l-Hikem Şârihi Abdullah-ı Bosnevî’ye (ö. 1054/1644) ait bir risâle: er-Risâle Fî Temessüli Cibrîl. Tasavvuf: İlmî ve Akademik Araştırma Dergisi, 6(15), 301-310.

Uysal Bozaslan, S. (2016). Abdülmecid Sivasî’nin Şerh-i Cezîre-i Mesnevi’si (metin-inceleme) ve Yûsuf-ı Sîneçâk’in Cezîre-i Mesnevi’sinin Türkçe şerhleri (karşılaştırma-sadeleştirilmiş ortak metin). Yayımlanmamış Doktora Tezi, Trabzon: Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Uzun, Y. (2020). Mesnevi’den günümüze ışık tutan etik yönetim düsturları. Sayıştay Dergisi, 33(118), 41-69.

Ünal, K. (2019). Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin Fihi Ma Fih’inde dört temel dil becerisi unsurlarının kullanımı. Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Uşak: Uşak Üniversitesi: Sosyal Bilimler Enstitüsü.

Yeniterzi, E. (2007). Mesnevî’de söze ve konuşmaya dair konular. Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırmaları Dergisi, 1, 45-69.

* Behmen: Orta kış ayı, Şubat Bahman, İran ve Afganistan’ın resmi takvimi olan Güneş Hicri takviminin on birinci ve sondan bir önceki ayıdır. Bahman’ın otuz günü vardır. Gregoryen takviminin Ocak ayında başlar ve Şubat ayında sona erer. Ay, Kova burcuna eş değerdir. Bahman, kışın ikinci ayıdır ve onu Esfand izlemektedir. (Behmen ki orta kış ayıdur ki gâyet sovukdan ibâretdür. İlmî, Şerh-i Cezîre, haz. Mengüç, 2005, s. 88.

Etik Komite Onayı

Araştırmada etik kurul iznine gerek yoktur.

Etik Beyan
Bu makalenin hazırlanma sürecinde bilimsel ve etik ilkelere uyulduğu ve yararlanılan çalışmaların kaynakçada belirtildiği beyan olunur.

Çıkar Çatışması

Yazar, çıkar çatışması olmadığını beyan eder.

Finansman

Araştırma için herhangi bir mali destek alınmamıştır.

Kaynaklar

  1. Bu çalışma “Abdullah Bosnevî’nin Şerh-i Cezîre-i Mesnevîsi’nde Dinleme Eğitimi” (Uluslararası Türk Dili ve Edebiyatı Kongresi, International Burc University Saraybosna Bosna Hersek, 17-19 Mayıs 2013) başlığıyla sunulan ve özeti yayımlanan tebliğden geliştirilerek hazırlanmıştır.
  2. Abdullah Bosnevî’nin hayatı hakkında daha geniş bilgi için bk. Bursalı, 1333, s. 43 vd.; Güleç, 2004, s. 6; Kara, 1988, s. 87.
  3. Türk edebiyatında Cezîre-i Mesnevî şerhleri konusunda daha geniş bilgi için bk. Hidayetoğlu, 1986; Arslantürk, 1996; Güleç, 2004; Bankır, 2005; Mengüç, 2005; Demirel, 2007; Çoban, 2014; Uysal Bozaslan, 2016.
  4. Bu eser üzerinde Hilal Tuğba Mengüç (2005) tarafından bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır.
  5. Bu eser üzerinde Seda Uysal Bozaslan (2016) tarafından bir doktora tezi hazırlanmıştır.
  6. Bu eser üzerinde Mehmet Malik Bankır (2004) tarafından bir doktora tezi hazırlanmıştır.
  7. Bu eser üzerinde Selahaddin Hidayetoğlu (1986), Simge Sakarya ve Yeliz Alkaya (2018) tarafından birer yüksek lisans tezi hazırlanmıştır.
  8. Bu eser üzerinde Mahmut Arslantürk (1996) tarafından bir yüksek lisans tezi hazırlanmıştır. Eser, Turgut Karabey vd. tarafından yayımlanmıştır (Erzurum 1996).
  9. Eserin metin kısmı, Beyazıt Kütüphanesi 9262 (Bosnevî, ts.ç); Süleymaniye Kütüphanesi Nafiz Paşa, 528 (Bosnevî, ts.b); Süleymaniye Kütüphanesi, Hacı Mahmut Efendi 3417 No.lu yazma nüshalardan (Bosnevî, ts.a) ve M. Malik Bankır’ın hazırlayıp metin bankasında sunduğu doktora tezinden istifade edilerek oluşturulmuştur. Bankır, Beyazıt Kütüphanesi 9262 No.lu nüshayı esas almıştır. Bankırın istimal etmediği bir başka nüshaya (NP) daha müracaat edilerek tashih edilerek düzeltilen metinde okuma hataları en aza indirilmiştir.
  10. [B1b, HM1b, NP1b]. Varak ve beyit numaraları B (Beyazıt Kütüphanesi 9262) ve NP (Süleymaniye Kütüphanesi Nafiz Paşa, 528) nüshasına göredir.
  11. İki yüz yirmi üç HM. HM nüshası eksik bir nüshadır ve iki yüz yirmi üç beytin şerhini muhtevidir.
  12. basṭ: beẕl HM
  13. basṭ: beẕl HM
  14. [B11b, HM12a, NP10a] Eserdeki toplam konu başlığı sayısı, otuz üçtür. Birinci bölümde Mesnevî’nin ilk 18 beytinin şerhine yer verilmiştir. İkinci konu “Dinleyicilerin anlayış kıtlığı/ anlayışsız dinleyiciler” hakkındadır. Bu başlık altında, Sîneçâk’in Mesnevî’den seçtiği 8 beyit, Bosnevî tarafından 119 beyit hâlinde şerh edilmiştir. Sîneçâk, Mesnevî’nin birinci defterinden altı, ikinci ve dördüncü defterinden birer beyit seçerek “dinleme” ile ilgili bölümü oluşturmuş, Bosnevî de Mesnevî’den seçilen bu beyitleri manzum olarak şerh etmiştir.
  15. ger: mer. Mesnevî-i Ma‘nevî
  16. Rûmî, 666/1268, s. 1
  17. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117 17 “Çok yazık, eyvahlar olsun” anlamındaki “dirîgâ” kelimesinin anlamı genişleyerek seslenme dinleyene yöneltilmiştir.
  18. Bu mısra: - B
  19. Rûmî, 666/1268, s. 117. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117
  20. Bu beyit: - B
  21. Rûmî, 666/1268, s. 117. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117
  22. Rûmî, 666/1268, s. 117. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117
  23. Ber-güşâyend: Mesnevî-i Ma‘nevî
  24. Rûmî, 666/1268, s. 117. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117
  25. Rûmî, 666/1268, s. 117. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar1/sh117
  26. hâmuş: pinhân. Mesnevî-i Ma‘nevî.
  27. Rûmî, 666/1268, s. 1. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar2/sh1
  28. kim zen ber turâb: kim kon tu ber âb. Mesnevî-i Ma‘nevî.
  29. Rûmî, 666/1268, s. 43. https://ganjoor.net/moulavi/masnavi/daftar4/sh43
  30. [B243a, NP217a]
  31. Kâtibin duası: “Kâtip hakkında kim bir Fatiha bağışlarsa Allah onun mertebesini yüceltsin.”

Şekil ve Tablolar