Yazınsal anlamda sözcük, günlük yaşamda iletişimsel boyutu olan dilin yapılarını kurmanın ötesinde bir anlam ve işleve sahiptir. Bu anlamda sözcükler yazınsal üretimin kurucusudur. Söz varlığı ise dil biliminde dilin sözcükleri, terimleri, yabancı dillerden gelen ögeleri, atasözleri, deyimleri, kalıp sözleri ve kalıplaşmış birtakım özdeyişleri (Aksan, 2015, s. 7); bunun yanında sözcük ve sözcük ötesi birimlerle sözü geçen (atasözü, deyim vb.) yapıların oluşturduğu dil katmanları (Akar, 2018, s. 203) olarak tanımlanmaktadır. Diğer taraftan bir dilin söz varlığı o dilin tümlenmiş birikimi olarak ifade edilebilir (Kula, 2012, s. 110). Söz varlığı incelemeleri bu bağlamda dilin kullanıldığı toplumun yaşam biçimine dair bilgilere ulaşılmasını da sağlar (Aksan, 2015, s. 7).
Çocuk Yazını ve Söz Varlığı
Alan yazında çocuk yazını ve söz varlığı ilişkisine dair en belirgin nokta, dilin yapısının, kurallarının, anlatım olanaklarının ve söz varlığının çocuk okura çocuk yazını eserleriyle sezdirilerek aktarılmasıdır. Nitelikli sanatçı duyarlılığı ile hazırlanan çocuk kitapları, ana dilinin yapısının kural ve anlatım olanaklarının çocuklara sezdirilmesi ve aktarılmasında önemli bir görev üstlenir (Sever, 2013, s. 91). Çocuklar ana dillerinde yer alan söz varlığı unsurlarını, eğitim ortamlarında, çocuk yazını ürünlerinden de faydalanarak kazanıp zenginleştirir (Baş, 2006, s. 123).
Yazın ile dil arasında karşılıklı bir etkileşim vardır; bir kültürün ürettiği çocuk yazını da o kültürün dilinin söz varlığı ile karşılıklı etkileşim içerisindedir. Söz varlığının tüm unsurları çocuk yazını ürünlerini oluşturan metinleri ortaya çıkarmakta, çocuk yazını ürünleri ise çocuğun sözcük hazinesini geliştirerek genel dilin söz varlığının geleceğini şekillendirmektedir.
Söz varlığının, çocuklara gelişim evrelerine uygun biçimde sezdirilmesinin önemi sıklıkla dile getirilmektedir (Sever, 2013, s. 93). Bu anlamda çocuk yazını eserlerinde yer alan metinlerin, birçok yönden olduğu gibi söz varlığı unsurları bakımından da çocuğun içinde bulunduğu gelişim evresine uygun özellikleri taşıması gerektiği düşüncesi öne çıkmaktadır. Çocuk yazını eserleri ana dilin söz varlığı unsurlarının hedef kitleye en uygun örneklerini taşımalıdır. Bu eserler böylece hedef yaş düzeyindeki çocuk okurun sözcük hazinesinin gelişmesine önemli ölçüde katkıda bulunmasını sağlayacaktır.
Çocuklukta sözcük bilgisinin gelişim hızı yavaş başlayan ancak ivme kazanarak ilerleyen bir süreçtir. İlk sözcüğün öğrenildiği 1 yaşı takip eden birkaç ayda 50 civarı sözcük öğrenilebilirken 2-6 yaş arasında günde 6-10 arası yeni sözcük öğrenilir (Snow & Tabors, 1993, s. 3; Peccei, 2006, s. 17). Çocukluğun ilk dönemlerinde sözcük dağarcığı önemli kişiler, somut adlar, önemli sosyal işlevleri ve çeşitli günlük eylemleri ifade eden sözcüklerden oluşurken zamanla özel, karmaşık, bilişsel veya iletişimsel eylemleri ve soyut kavramları karşılayacak şekilde genişler (Snow & Tabors, 1993, s. 4). Bu çerçevede, çocukların yaş düzeylerine uygun çocuk kitapları hazırlanması sürecinde dilin söz varlığı unsurlarının çocuğa aktarılması elbette önemlidir. Ancak bundan önce, hazırlanan çocuk kitabının hedeflediği yaş düzeyinin sahip olması beklenen sözcük hazinesini belirlemek de gerekmektedir. Bu alanda birkaç bilimsel çalışmaya ulaşmak mümkün olsa da bunların sayısının yeterli olduğu söylenemez. Türkçenin genel söz varlığına ilişkin sıklık çalışmaları bulunmakta (Aksoy, 1936; Göz, 2003; Aksan, Aksan, Mersinli & Demirhan, 2017; Aksu & Adalı, 2018). Türk çocuk yazını ürünlerinin söz varlığına odaklanan akademik çalışmalar içerisinde temsil gücü ve kapsayıcılığı yüksek araştırmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmemektedir (Baş, 2006; Şen, 2009; Yıldırım Bilgen, 2017; Saygı, 2023; Kurudayıoğlu, 2005).
Çocuk yazını eserlerinin söz varlığı ile hedeflediği kitlenin sözcük hazinesinin ilişkisinin ortaya koyulabilmesi için söz konusu iki değişkenin yüksek temsiliyet düzeyine sahip örneklemlerle ve geçerliği ile güvenirliği sağlanmış ölçümlerle gerçekleştirilen bilimsel araştırmalarla ortaya koyulması gerekmektedir. Bu çalışma, sözü geçen değişkenlerden çocuk yazını eserlerinin söz varlığı unsurları üzerine gerçekleştirilmiştir.
Türk çocuk yazını eserlerinin var olan söz varlığı unsurlarını yüksek sıklıklı sözcük listesi biçiminde ortaya koymayı hedefleyen bu çalışma, Türk çocuk yazını üzerine oluşturulmuş ilk özel alan derlemi olan ve 8.639.522 sözcükten (+/-) oluşan Türk Çocuk Yazını Derlemi (TÇYD) kullanılarak gerçekleştirilmiştir (Özkan, 2015). Bu niteliğiyle çalışma, bugüne kadar yapılanlardan incelenen eserlerin sayısı, hedeflediği kitlenin yaş aralığı ve yazınsal tür dağılımı bakımından ayrılmaktadır.
Derlem Dil Bilimi ve Sözcük Sıklığı Çalışmaları
Bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ve bilgisayar destekli dil bilimi çalışmalarının yaygınlaşması, daha önce araştırmacılar için ulaşılması mümkün olmayan bir altyapı sunmaktadır (Sinclair, 2004, s. 1; Shin & Nation, 2008, s. 339). Derlem dil biliminin dil çalışmalarında araştırmacılara sunduğu imkânlardan en önemlisi insan elinin inceleyebileceğinden çok daha fazla sayıda girdi üzerinde oldukça kısa sürede işlem aşamalarını tamamlayarak bilimsel verilere/bulgulara ulaşabilmeyi sağlamasıdır. Örneğin, derlemler aracılığıyla sözcük sıklığı, eş dizim ve dilsel istatistik bilgileri günümüzde kolay ulaşılabilir yapılar olarak karşımıza çıkmaktadır.
Okumaya yeni başlayan öğrencilere ve yabancı dil öğrenenlere hangi sözcüklerin hangi sırayla öğretileceğinin bilinmesi gerekir. Aynı şekilde ana dili ve yabancı dil sözlükleri hazırlanırken de sözcük sıklıkları bilinmelidir (Aksan, 2007, s. 21). Dil öğretiminde özellikle çocuklara ilk okuma-yazma öğretimi, bir dilin yabancı dil olarak öğretimi, özel amaçlı dil öğretimi gibi alanlarda derlem temelli sözcük sıklığı çalışmaları kullanılmaktadır (Çalışkan, 2014, s. 2-4). Sözcük öğretiminde sözcük hazinesinin geliştirilmesi için çocuk yazını eserlerinden faydalanılması ve bu doğrultuda çocuk kitaplarının söz varlığının doğru bir şekilde belirlenebilmesi, bilimsel yöntemlere dayanan somut ve net verilere sahip olunması gerekir.
Çocuk yazını ürünleri hazırlanırken yazar, yayınevleri ve uzmanların başvurabilecekleri yüksek sıklıklı sözcük listelerinin sağlayacağı katkı yadsınamaz. Sıklık bilgisi, öğrenilen sözcüklerle karşılaşma olasılığının yüksek olduğu bilgisini sunarak, öğrencilerin sözcük öğrenme süreçleri için deneysel sonuçlara dayalı bir temel oluşturmakta ve aralığı dikkate alan sıklık listelerinin kullanılması müfredat tasarımında ve öğrenme hedeflerinin belirlenmesinde önemli katkılar sağlamaktadır (Nation & Waring, 1997, s. 17). Öte yandan, bu sıklık listelerinin hazırlanma amacı, öğrencilere sözcük listelerinin verilmesi değil öğreticilerin elinde bulunması gereken bir başvuru kaynağı oluşturmaktır (Nation & Waring, 1997, s. 17).
Yüksek sıklıklı sözcük listelerinin oluşturulmasında ‘temsil gücü, sıklık ve aralık, sözcük grupları, deyim ve kalıp ifadeler, bilgi aralığı gibi ölçütlerin dikkate alınması gerektiği bilinmektedir (Nation & Waring, 1997, s. 18-19). Bu bağlamda temsil gücü, listeyi üreten derlemin yazılı–sözlü ve tür/alan çeşitliliğini yeterince kapsamasını; sıklık birimin toplam görülme sayısını; aralık/yayılım ise birimin kaç farklı metin ve alt derlemde yer aldığını ifade eder (Nation & Waring, 1997, s. 16). Sözcük grupları kök ve düzenli türevlerin tek bir birim olarak ele alınmasını; deyim/kalıp ifadeler sık ve kalıplaşmış çok sözcüklü yapıların gerektiğinde bağımsız madde sayılmasını; bilgi aralığı da her öge için verilecek biçim, tür, temel/yan anlamlar, eş dizimler ve kullanım kısıtları gibi yan bilgilerin kapsamını belirtir (Bauer & Nation, 1993, s. 253–254; Nation & Waring, 1997, s. 16–17). Öte yandan, yüksek sıklıklı sözcük listelerinin hazırlanma sürecinde sözcüklerin metin payı yüzdelerinin denetlenmesinin gerekliliği sıklıkla vurgulanır (Çalışkan, 2014, s. 5). Metin payı yüzdesi bir derlemde yüksek sıklıktaki sözcüklerin ilk 100, ilk 1000 gibi gruplara ayrılmış ardışık birimlerin sıklık verilerinin o derlemin ne kadarını oluşturduğunu ortaya koymaktadır (Nation, 2001, s. 21). Bu anlamda metin payı yüzdesi bilgisinin hazırlanacak yüksek sıklıklı sözcük listesinin derlemi ve doğal dili temsil gücünü ifade ettiği söylenebilir.
Türk çocuk yazınındaki mevcut söz varlığı çalışmalarına kıyasla bu çalışma, çok daha geniş ve temsil gücü yüksek bir derlem kullanarak Türk çocuk yazınında söz varlığı araştırmalarının kapsamını genişletmektedir. Önceki çalışmalar çoğunlukla tek metinlere ya da sınırlı sayıda kitap kümelerine odaklanırken, TÇYD türler ve yaş düzeyleri arasında sözlüksel örüntülere ilişkin genellenebilir çıkarımlar yapılmasına olanak tanımaktadır. Ayrıca çalışmaya dil bilgisel etiketleme ve sözcük türü çözümlemesinin eklenmesiyle sıklık verilerinin yorumlayıcı derinliği artırılmıştır.
Yöntem
Araştırma betimsel araştırma deseninde gerçekleştirilmiştir. Betimsel araştırmalar olanı olduğu gibi saptamaya çalışan, farklılık ya da ilişki bulmayı amaçlamayan ve genellikle tarama çalışmaları şeklinde yürütülen çalışmalardır (Erkuş, 2013, s. 108). Çalışmanın aşamaları bir derlem içerisinde gövdeleme, etiketleme, sıklığa göre listeleme vb. işlemlerle ilerletilmiştir. Bu anlamda çalışma nicel ve istatistiksel veri toplama araçlarından yararlanılan bir betimsel tarama araştırmasıdır.
Amaç
Türk çocuk yazınının söz varlığının genel görünümünü ortaya koymak için gerçekleştirilen bu çalışmanın amacı, Türk çocuk yazını eserlerinin geniş kapsamlı söz varlığını yüksek sıklıklı sözcük listesi biçiminde derlem tabanlı olarak ortaya koymaktır. Türk çocuk yazını söz varlığının genel görünümünü ortaya koyacak olan bu araştırmada “Türk çocuk yazını eserlerinde kullanılan yüksek sıklıklı ilk 1000 sözcük nedir?” sorusuna yanıt aranacaktır.
Evren ve Örneklem
Araştırmanın evrenini Türk çocuk kitaplarının tamamı oluşturmaktadır. Ancak evrenin büyüklüğü ve ulaşılabilirlikle ilgili sınırlılıklar nedeniyle eserlerin tamamını ele almak mümkün olamayacağı için bir örneklem belirlenmiştir. 1970-2012 yılları arasında yayımlanmış ve Türk Çocuk Yazını Derlemi’nde (TÇYD) yer alan çeşitli tür ve yaş düzeylerinde 1058 Türk çocuk yazını eseri araştırmanın örneklemini oluşturmaktadır. TÇYD, 8.639.522 sözcüklük (+/-) bir özel alan derlemidir.
Araştırmada söz varlığı unsurları incelenen eserlerin türlere göre dağılımı Tablo 1’de yer almaktadır.
Tablo 1’de görüldüğü gibi söz varlığı unsurları incelenen Türk çocuk yazını eserlerinin 478’i öykü, 250’si roman, 138’i masal, diğerleri ise farklı türlerde veya karışık türlerde etiketlenmiş eserlerdir.
Veri Toplama Araç ve Teknikleri
Araştırmada söz varlığı unsurları incelenen çocuk yazını eserlerinin işlem aşamalarının tamamı TÇYD’de gerçekleştirilmiştir. Eser metinlerinin taranıp ABBY Fine Reader programıyla düzenlenerek “.txt” biçimine dönüştürülmesinin ardından tüm metinler derlem platformuna belirlenmiş üst veri (metadata) bilgileriyle yüklenmiştir.
Derlem arayüzünde metinlerin tümce ve sözcük etiketleme modüllerinde dil bilgisel etiketleme işlemlerinin tamamlanmasının ardından eserler için tek tek, istenen bir tabaka veya tüm eserler için toplu raporlar alınabilmektedir. Bu araştırmanın amacı doğrultusunda derlemde yer alan eserlerin tamamına yönelik sözcük sıklık listeleri derlemden alınmıştır. Alınan ham listeler üzerinde söz varlığı unsurları dışında kalan sözcük türleri elenerek liste düzenlenmiştir.
Çalışmanın araştırma sorusu doğrultusunda sıklık temelli sözcük listesine ulaşılmıştır. Ulaşılan listede yüksek sıklıklı sözcükler listesinin kaç sözcükten oluşması gerektiği konusundaki eşiği metin payı yüzdelerinin ardışık birimler/bantlar temel alındığındaki dağılımı ortaya koymaktadır.
Ardışık biçimde gruplandırılmış ilk 500, ilk 1000, ilk 1500 ve ilk 2000 sözcüklük birimlerin/bantların metin payı yüzdeleri Tablo 2’de görülmektedir. Belirlenen ardışık birimlerin/bantların metin payı yüzdelerinin dağılımına bakıldığında, derlem platformunda yer alan sıklığı en yüksek ilk 500 ve ilk 1000 sözcük bantlarının metin payı yüzdeleri arasındaki farkın (%11) daha sonraki ardışık birimlerin/bantların metin payı yüzdeleri arasındaki farklara (%3) göre daha fazla olduğu görülmektedir. Dolayısıyla ilk grup/bant ikinci gruba/banda göre derlemi temsil etme gücü açısından diğerlerine nazaran daha fazla fark göstermekte ancak sonraki gruplarda/bantlarda bu fark aynı kalmaktadır. Bu nedenle kendinden önceki gruba/banda göre daha fazla temsil gücüne sahip olan yüksek sıklıklı ilk 1000 sözcüğün eşik kabul edilerek listelenmesine karar verilmiştir (Tablo 2).
Bu çalışmada listeleme birimi sözcük birim düzeyinde alınmış; yalnızca sözlükleşmiş çok sözcüklü bazı ifadeler (ör. pırıl pırıl) bağımsız madde olarak değerlendirilmiştir. Ayrıca ayrı yazılan her söz (ör. mI/mU, da/de benzeri söz varlığı unsurları) derlemde ayrı birer birim sayılmıştır. Her madde için ham sıklık, milyonda görülme ve sözcük türü (bilgi aralığı) bilgisi raporlanmış; eşik, metin payı yüzdesi bantları (500/1.000/1.500/2.000) üzerinden belirlenmiştir; yayılım/dağılım ölçütü ile sözcük grupları düzeyinde birleştirme bu listede kullanılmamıştır.
Bulgular ve Yorum
Bu bölümde farklı yazınsal türlerde hazırlanmış Türk çocuk kitaplarının geniş kapsamlı söz varlığını derlem tabanlı olarak ortaya koymayı amaçlayan bu çalışmanın araştırma sorusunun bulguları değerlendirilerek yorumlanacaktır. Yüksek sıklıklı ilk 1000 sözcük listesi Ek: 1’de Tablo 3’te yer almaktadır. Bu listede yer alan sözcük birimlerin türlere ve derlemin geneline göre dağılımları ve oranları ile ilgili bilgilere ise bu bölümde yer verilmektedir.
Verilen yüksek sıklıklı sözcük listesinde tüm sözcükler tikel olarak milyon sözcükte görülme oranıyla (aralık/yayılım) birlikte listelenmiştir. Ayrıca her sözcüğün derlemde hangi sözcük türünde kullanıldığı bilgisine (bilgi aralığı) de yer verilmiştir (Ek: 1 Tablo 3).
Ek: 1 Tablo 3’te yer alan yüksek sıklıklı sözcükler, 8.639.522 (+/-) sözcük içeren TÇYD içindeki kullanım sıklıklarına göre sıralanmıştır. bir, da/de, olmak, bu, o, demek, ben, ve, ne, gelmek, ve el gibi sözcüklerin listenin başında yer aldığı gözlemlenmiştir.
Eylemlerin en sık olandan başlamak üzere olmak, demek, gelmek, etmek, gitmek, görmek, yapmak, bakmak, vermek, almak, istemek, çıkmak, başlamak, bilmek, söylemek, kalmak, durmak ve geçmek biçiminde sıralandığı, ancak listenin sonlarına doğru nispeten daha soyut ve karmaşık eylemlere (incelemek, dönüşmek, vb.) doğru gidildiği belirlenmiştir (Ek: 1 Tablo 3).
En sık kullanılan adlar sıklıkları temelinde el, sonra, var, yer, iç, gün, anne, baba, yan, yok, ev, göz, zaman, iki, baş, iç biçiminde sıralanmaktadır (Ek: 1 Tablo 3).
Önadlardan en sık kullanılanların sırasıyla bir, bu, o, ne, çok, iç, her, iki, doğru, güzel, böyle, yüz, büyük olduğu gözlenmiştir. Adıllardan en sık kullanılanların ise bu, o, ben, ne, sen, kendi, şey, biz, siz, biri, şu olduğu belirlenmiştir (Ek: 1 Tablo 3).
Ayrıca belirteçlerin ne, çok, ama, sonra, diye, daha, gün, kadar, yan, her, hiç, en, doğru, böyle, bile, şimdi, nasıl, önce, hemen, üst biçiminde sıralandığı sonucuna ulaşılmıştır (Ek: 1 Tablo 3).
Sıklığı en yüksek ilgeçlerin da/de, mI/mU, gibi, için, kadar, yok, doğru, başka, işte, evet, yani, ise; bağlaçların ise da/de, ve, ama, yok, bile, belki, ancak, hatta, eğer, ha, neyse olduğu görülebilmektedir. Bazı söz varlığı unsurları (ör. da/de) kullanımda hem ilgeç hem de bağlaç etiketi taşıdığından her iki listede de bu birimler gösterilmiştir. Ünlemlerden en sık kullanılanların da ne, böyle, arkadaş, öyle, dede, kardeş, ağabey, amca, devam, hayır, dikkat, tamam, ah, hadi olduğu bilgisine ulaşılmıştır (Ek: 1 Tablo 3).
Sözcük birimlerin sözcük türü etiketlenme sayılarına göre oranlarını gösteren Grafik 1’e bakıldığında derlemde gövdeleme işlemi yapıldıktan sonra etiketlenmiş ve ilk 1000 sözcük birim listesinde yer alan sözcüklerin büyük bir bölümünün (%78,8) yalnız 1 sözcük türünde etiketlendiği görülmektedir. Diğer sözcük birimlerin ise sırasıyla 2 (%17), 3 (%3,7) ve 4 (%0,5) farklı sözcük türü ile etiketlendiği gözlemlenmiştir.
Sıklığı en yüksek ilk 1000 sözcük içerisinde tek sözcük türünde etiketlenme sayısı olan 788 sözcük birimin sözcük türlerine göre dağılımını gösteren Grafik 2’de 443 ad, 228 eylem, 49 ön ad, 41 belirteç, 13 adıl, 9 ilgeç, 4 bağlaç ve 1 ünlem yer aldığı bilgisine ulaşılmaktadır.
Sıklığı en yüksek ilk 1000 sözcük birimin sıklıkları toplamının tüm derlemdeki sözcük sıklığına oranını gösteren Grafik 3’e bakıldığında ise, en yüksek sıklıklı 1000 sözcüğün sıklıkları toplamının 6.268.817 olduğu görülmekte, derlemin tamamının ise 8.639.522 sözcükten oluştuğu bilinmektedir. Bu bilgiler, yüksek sıklıklı sınırlı sayıdaki sözcüğün derlemin önemli bir bölümünü oluşturduğunu, ilk 1.000 sözcüğün toplam derlem içeriğinin %73’ünü karşıladığını göstermektedir. Ortaya koyulan bu durum, çocuk okurların gelişimsel gereksinimlerini ve hazır bulunuşluk düzeylerini yansıtıyor olabileceği gibi Türk çocuk yazınının görece belirgin ve sınırlı bir çekirdek söz varlığı etrafında yapılandığı savını da desteklemektedir.
Sonuç ve Öneriler
Çocuk yazını eserlerindeki metinlerin söz varlığı unsurları bakımından hedef kitlesindeki çocuk okurun içinde bulunduğu gelişim evresine uygun özellikleri taşıması gerekir. Çocuk yazını eserlerinin, ana dilin söz varlığı unsurlarının hedef kitleye en uygun örneklerini taşıması, hedef yaş düzeyinde yer alan çocuk okurun sözcük hazinesinin gelişimine önemli ölçüde katkıda bulunacaktır.
Çalışmada gözlenen sıklık ve tür dağılımları, çocuk yazınının temel iletişimsel ve anlatısal işlevleriyle tutarlıdır. Listedeki somut adlar (anne, ev, el) ve yüksek kullanımlı eylemler (olmak, demek, gitmek) yoğunluğu, erken söz dağarcığının “önemli kişiler, somut nesneler ve gündelik eylemler” etrafında kümelendiğini belirten bulgularla örtüşmektedir (Snow & Tabors, 1993, s. 4). Bu örüntü, erken okuryazarlıkla ilişkili dil becerilerinin gündelik etkileşim ve rutinler etrafında örgütlendiğine ilişkin çerçeveyi de destekler (Snow & Tabors, 1993, s. 3–4).
Bir, da/de, olmak, bu, o, demek ve ben gibi sözcüklerin listenin başında yer alması, Türkçedeki işlevsel sözcüklerin ve çekirdek dilsel birimlerin çocuk yazınında da merkezî bir rol oynadığını göstermektedir.
Eylemlerin en sık olandan başlamak üzere olmak, demek, gelmek, gitmek, etmek, görmek, vermek, almak, istemek ve yapmak biçiminde sıralandığı görülmektedir. En sık kullanılan eylemlerin doğrudan çocuğun günlük yaşamıyla ilişkili olduğu söylenebilir. Yine listenin sonlarına doğru nispeten daha soyut ve karmaşık eylemlere (incelemek, dönüşmek, vb.) doğru gidildiği görülebilmektedir. Türk çocuk kitapları metinlerinde eylem kullanımına ilişkin var olan durum, öğretimde basitten karmaşığa ilkesini destekler nitelikte olduğu düşüncesini ortaya koymaktadır.
Anne, baba, arkadaş, öğretmen, çocuk, ev ve el gibi sözcüklerin en sık geçen sözcükler arasında yer alması, çocuk yazınındaki temel temaların aile, okul ve sosyal çevre etrafında döndüğünü göstermektedir. Bu bulgu, öğretimde yakından uzağa ve özelden genele ilkelerini desteklemektedir. Ayrıca zaman ve nicelikle ilgili belirteçlerin (çok, sonra, daha, hemen, şimdi, önce) sık kullanımı ile ama, ve, de/da ve diye gibi yaygın bağlaçların birlikte görülmesi, çocuk kitaplarının akıcı ve söz dizimsel olarak bağlı yapıları tercih ettiğini ortaya koymaktadır.
Ben, sen, biz, o, kendi ve şey gibi adılların yüksek sıklığı, Türk çocuk kitaplarında diyalog ağırlıklı ve iletişim temelli bir yapıdan söz edilebileceğini ortaya koymaktadır. Bu sözcüklerin aynı zamanda küçük okurlarda benlik gelişimini, sosyal etkileşimi ve duygusal farkındalığı destekleyeceği düşünülmektedir.
Ulaşılan sonuçların eğitimciler, yayınevleri ve program geliştiricileri açısından dikkat çekici yansımaları olacağı öngörülmektedir. Derlem temelli yöntemlerle doğrulanan yüksek sıklıklı sözcük listeleri, söz varlığı öğretiminde ve ders kitabı tasarımında destekleyici araçlar olarak kullanılabilir. Bu listelerin, erken okuma materyallerine hangi sözlüksel ögelerin dâhil edilmesinin daha yararlı olacağına ilişkin kanıta dayalı bir yol haritası sunarak verimli bir söz varlığı öğretimini destekleyeceği düşünülmektedir.
Bununla birlikte çalışma gelecekteki araştırmaların anlamsal alanların, deyimsel kullanımların ve sözlüksel zenginliğin daha incelikli biçimde incelenmesi gereğine de işaret etmektedir. Yüksek sıklıklı listeler yararlı olmakla birlikte çocuk yazınının anlatısal ya da yaratıcı boyutlarını bütünüyle ortaya koyma gücüne sahip değildir. Ancak yüksek sıklıklı listeler daha derin anlamsal ve biçemsel çözümlemeler, farklı türlerin söz varlığı gelişimine nasıl katkılar sunduğuna ilişkin kılavuz niteliğinde öngörüler sağlama potansiyeline sahiptir.
Türk çocuk yazınının önemli sayıda (1058) örneğinden ve 8.639.522 sözcükten (+/-) oluşan bir derlem üzerinden gerçekleştirilen çalışma, kapsamı ve temsil gücü bakımından alan yazında Türk çocuk yazını söz varlığı üzerine yapılan en geniş kapsamlı araştırmadır. Metin payı yüzdesi temel alınarak belirlenen yüksek sıklıklı ilk 1000 sözcük listesinin alan yazında önemli bir başvuru kaynağı olacağı düşünülmektedir.
Ek-1:
Kaynakça
Akar, A. (2018). Oğuzların dili. Ötüken Neşriyat.
Aksan, D. (2007). Her yönüyle dil: Ana çizgileriyle dilbilim (3. bs.). Türk Dil Kurumu.
Aksan, D. (2004). Türkçenin sözvarlığı. (3. bs.). Engin Yayınevi.
Aksan, Y., Aksan, M., Mersinli, Ü. & Demirhan, U. U. (2017). A frequency dictionary of Turkish: Core vocabulary for learners. Routledge.
Aksoy, Ö. A. (1936). Bir dili öğrenmek için en lüzumlu kelimeler ve bu kelimelerin belirtme usulü. CHP Basımevi.
Aksu, B. T. &Adalı, E. (2018). Çağdaş Türkçenin sıklık sözlüğü. Ötüken Neşriyat.
Baş, B. (2006). 1985–2005 yılları arasında çocuk edebiyatı sahasında yazılmış tahkiyeli metinlerin söz varlığı üzerine bir araştırma (Tez No. 191152) [Doktora tezi, Gazi Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.
Bauer, L., & Nation, P. (1993). Word families. International Journal of Lexicography, 6(4), 253–279. https://doi.org/10.1093/ijl/6.4.253
Çalışkan, N. (2014). Yüksek sıklıktaki adlar: Zaman sözcükbiçimi üzerine derlem temelli bir inceleme (eşdizimlilikler, biçimbirim dizileri, dilbilgisel örüntüler ve semantik prozodi). Pegem Akademi.
Erkuş, A. (2013). Davranış bilimleri için bilimsel araştırma süreci (4. bs.). Seçkin Yayıncılık.
Göz, İ. (2003). Yazılı Türkçenin kelime sıklığı sözlüğü. Türk Dil Kurumu.
Kula, O. B. (2012). Dil felsefesi edebiyat kuramları 1. Türkiye İş Bankası Kültür.
Kurudayıoğlu, M. (2005). İlköğretim II. kademe öğrencilerinin kelime hazinesi üzerine bir araştırma (Tez No. 159613) [Doktora tezi, Gazi Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.
Nation, I. S. P. (2001). Learning vocabulary in another language. Cambridge University Press.
Nation, P. & Waring, R. (1997). Vocabulary size, text coverage and word lists. In N. Schmitt & M. McCarthy (Eds.), Vocabulary: Description, acquisition and pedagogy. Cambridge University Press.
Özkan, B. (2015). Bir özel alan derlemi olarak Türk çocuk yazını derlemi ve Türk çocuk yazını üzerine ileri uygulamalar (TÜBİTAK-BİDEB-112K479 ulusal araştırma projesi sonuç raporu) [Proje raporu]. Mersin Üniversitesi.
Peccei, J. S. (2006). Child language: A resource book for students. Routledge.
Saygı, E. (2023). Ortaokul öğrencilerine tavsiye edilen çocuk kitaplarındaki sözvarlığı unsurlarının incelenmesi (Tez No. 827879) [Yüksek lisans tezi, Kafkas Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.
Sever, S. (2013). Çocuk edebiyatı ve okuma kültürü (2. bs.). Tudem Yayıncılık.
Shin, D. & Nation, P. (2008). Beyond single words: The most frequent collocations in spoken English. ELT Journal, 62(4), 339–348.
Sinclair, J. (2004). How to use corpora in language teaching. John Benjamins.
Snow, C. E. & Tabors, P. O. (1993). Language skills that relate to literacy development. In B. Spodek & O. N. Saracho (Eds.), Language and literacy in early childhood education (Vol. 4, pp. 1–20). Teachers College Press.
Şen, E. (2009). 1980’den günümüze çocuk edebiyatı alanında yazılmış yerli çocuk tiyatrosu metinlerinin söz varlığı üzerine bir inceleme (Tez No. 257291) [Yüksek lisans tezi, Yüzüncü Yıl Üniversitesi]. Yükseköğretim Kurulu Ulusal Tez Merkezi.
Yıldırım Bilgen, D. (2017). Çocuk edebiyatı alanındaki eserlerin söz varlığı ögelerine ilişkin karşılaştırmalı bir inceleme. International Journal of Languages’ Education and Teaching, 5(3), 145–171. https://doi.org/10.18298/ijlet.2061
